KOBİ’LERİMİZ ZATÜRRE OLMADAN ŞEMSİYE TUTALIM…

Hasan ENGİN

Küresel krizler ile birlikte özellikle ekonominin köprüsü olan KOBİ’lerimiz sıkıntı yaşamaya başladı. Ayakta durmaya çalışan KOBİ’lerin en büyük desteği ise bankaların verdiği kredilerdir. Birçok işletmede kredi borçları birikmiş durumda… Daralan piyasada ayakta durmaya ve yarını planlamaya çalışan küçük ve orta işletmelere yönelik bir adım atılması lazım. KOBİ’lerimizle yaptığımı görüşme ve araştırmalarımıza göre; bankaların kredi borçlarını yeniden yapılandırma, hatta mümkünse ötelemesi can suyu görevi görecektir.

2008 yılında yaşanan krizin ‘teğet’ geçmesini sağlayan ana unsur bankaların kredileri yeniden yapılandırması idi. Nefes alan KOBİ’ler üretim ve istihdam sağlamaya devam etmişlerdi. Daha sonra ise krizin aşılmasıyla borçlar, daha kolay ödenmişti. Bu durum ülke ekonomisine de çok ciddi katkılar sağladı. Ekonomi güvenmeye kazanmaya başladı.

 

Finans kuruluşlarımız ve Bankalarımız da bu ülkenin, kendinden çok daha büyük işletmeler ile kendinden küçük işletmeleri birleştiren KOBİ’lerimiz de bu ülkenin… Yağmurlu günde şemsiyeyi çekmemek, ıslananların üstüne tutmak gerekir. Bankaların ve hükümetin acilen şemsiyelerini açmalarını ve KOBİ’lerimizi zatürre olmaktan kurtarması en büyük arzumuzdur.

 

Öte yandan son zamanlarda asılsız ve iyi amaçlara hizmet edemeyecek haberler yayılmaya başladı. “Filanca işletme batıyor.” “Şundan çek almayın çekleri yazılıyor.” “Falanca kişi fabrikasını kapatmış” gibi şehir efsanelerine dönüşen dedikodular yayılmaya başladı. Bu asılsız havadislerden habersiz ayakta duran işletmelere büyük zararlar veriliyor. Daralan piyasada bu tarz yıkıcı söylemler işleri daha da zorlaştırıyor.  Bu durumda yapılması gereken şehir efsanelerine inanmak değil; çekleri bankalara sorgulatmak ve diğer yetkili kurumlardan işletmeler hakkında bilgi almaktır.  Zor zamanları en az hasarla atlatmak isteyen kuruşlar, kendi isimlerini temize çıkarmak için büyük efor sarf ediyorlar. 

Sadece dedikodulardan değil, piyasaları ve iş hacmini olumsuz etkiyen olumsuz haberlerden de uzak durmamız gerekiyor. Bazen insanların umutlu haberlere de ihtiyacı vardır. Hep kötüyü ve olumsuzu anlatarak enerji ve düşünce ivmemizi düşürmek yerine; çözüm odaklı düşünelim. Yeni fikirler ortaya atalım… Fikirlerimizi projelendirip hayata geçirmeye çalışalım. Umudu kesip oturduğumuz zaman ileri değil, geri gideriz. Rüzgar arkamızda değil ise, ya rüzgarın yönünü değiştirecek mekanizmalar üretelim, ya da rüzgara karşı kendimize siperler kazıyalım.

Bu tarz asılsız haberler kimseye yarar getirmez; ama herkese zarar verir. Çünkü bugün hepimiz aynı gemideyiz. 

Seçimler demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokrasi ise ekonominin vazgeçilmezidir. Erken veya geç olması hiç önemli değildir. Sonuç olarak kim seçilirse seçilsin içinde bulunduğumuz gemiye kaptanlık edecektir.  İş dünyası olarak da bize düşen görev; kendimizi iyi ifade etmek, kaptana yol haritamızı anlatmaktır. Elbette seçimler iş dünyasını alakadar eder ama tüm vaktimizi seçimlere değil, üretime ayırmalıyız. Zira bizi bu dar zamanlardan çıkaracak olan öznemiz, üretim ve yarattığımız katma değerler olacaktır.

Üreten ve asla pes etmeyen ekonomin fedailerinin önünün açılması için herkes, her kurum ve kuruluş üstüne düşenleri hayıflanmadan ve işi zora sürmeden yapma mecburiyetindedir.

Yarınlara karşı oldukça umutluyuz. Umudumuzu korumaya ve üretmeye devam edeceğiz…

 

MESİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI

HASAN ENGİN